microphone-260283_640 Son zamanlarda zamansızlık nedeniyle ilgilenemediğim blog’uma gelip bir şeyler karalayayım derken, bugün aldığım sorulardan biri beni ateşledi, ve kısa da olsa bir blog yazısı yazmak istedim.

(Yazdım. Eyo).

FBscr

 

“Merhaba ilter. Yıllar önce muziktek forumunda bana epey yardımcı olmuştun. Studyomu semi pro ekipmanlarla yeniledim. Studio projects c3 almıştım senin tavsiyenle. Bende yıllardır promxty efek  sorunundan bıktığımdan dolayı very low promixty efek ve sıcak karakterli bir mikrofon aldım (…)”.

Yanıtlara geçmeden ön bilgi:
Proximity effect (yakınlık etkisi) ses ve müzik prodüksiyonu için, ses kaynağı mikrofona yaklaştığında artan bas/düşük frekans cevabı anlamına gelir.

proximity_effect_graphSes kaynağı mikrofona çok yaklaşırsa mikrofon, kendi içindeki çalışma prensibi ve fizik kuralları nedeniyle kayda giden ya da sinyal zincirine aktarılan sesin düşük frekans içeriğini abartır.

Fakat bu etki her mikrofonda aynı oranda oluşmaz. Özellikle “directional” (yönlü) denen, yani belli bir yönden gelen sesi aktarma amacıyla tasarlanmış “cardioid” tip mikrofonlarda oluşur.

Bunun sebebi de mikrofonu diyaframın tam karşısına denk gelen alandaki sesleri kaydetmeye odaklı yapabilmek için oluşturulan, mikrofondaki deliklerdir (“port”).

SM57ed

Solda: Shure SM-57 Cardioid pattern’li dinamik mikrofon.
(Yaklaşırsan bas artar).
(Çaylak bir ses mühendisiysen bu port’ları bantlarsın, davul kayıtların hep rezil-rüsva olur, sen de neden bir türlü adam gibi davul kaydedemediğini anlamazsın. Sonra Amerika’daki ekipmanların 110 Volt’la çalıştığı geyiğine takılır, mikser üzerinde lahmacun yemeye devam edersin).

Omni-directional, yani her yönden ses kaydetme amaçlı tasarlanmış mikrofonlarda proximity etkisi yoktur.

Proximity (yakınlık) etkisi -adından da anlaşılacağı üzre- ses kaynağı mikrofondan uzaklaşınca kaybolup, yaklaşınca ortaya çıkacağı için, bu etki ses mühendisleri, müzisyenler ve şarkıcılar tarafından zaman zaman avantajımıza kullanılır.
Çünkü mikrofonun dibine girip “Merhaba kızlar” derseniz, sesiniz davudî bir derinlik kazanır, kızlar ses tellerinize oturmak ister. Kesin bilgi.

Baslar artar yani.
Bu etkiyi bilen şarkıcılar, radyo sunucuları vesaire, zaman zaman bu nedenle mikrofonu ağızlarına çok yaklaştırır. Sorulara dönersek…

“(…) Bende yıllardır promxty efek sorunundan bıktığımdan dolayı very low promixty efek ve sıcak karakterli bir mikrofon aldım. C3′ü satmayı düşünüyorum fakat acaba satmasam mı diye sana danışmak istedim. (…)”

“Sıcak karakterli mikrofon”dan kasıt ne tam olarak bilmiyorum ama, eğer mikrofon cardioid pattern‘de kullanılacaksa, proximity effect‘ten sonsuza dek kurtulmak mümkün değil. Mikrofon sıcak olsun, ılık olsun, bu etki directional olan tüm mikrofonlarda var.

Çoklu yön seçeneğine sahip bir mikrofondaki omni-directional pattern kullanılacaksa, proximity etkisi mikrofonuna göre ya çok azalır, ya da hiç kalmaz.
Studio Projects C3 de multi-pattern, yani çoklu yön seçenekleri olan bir mikrofondur. Ama cinsi ne olursa olsun bu mikrofonun proximity etkisi azaltılmak isteniyorsa yapılacak ilk şey, solisti ya da ses kaynağını mikrofondan uzaklaştırmaktır.

Ses kaynağı mikrofona bir karış mesafede durursa, zaten sorun ortadan kalkar.

singer-340212_640ed

Yukarıda da belirttiğim gibi diğer çözüm, C3′ü omni ayarına almak olabilir:

C3ed

Tabii mikrofon omni pattern’deyken, tüm yönlerden gelen seslere hassas olacaktır. Odadaki kötü bir yankı/yansıma kayda aynen yansır.

Zaten o yüzden stüdyolarda doğrudürüst bir akustik tasarım ve kurulum yapılmış olması gerekir, ya da biz kayıt almak için o yüzden adam gibi stüdyoları tercih ederiz.

Eğer artık C3′ün sana verecekleri önemsiz ise, sat gitsin. Aldığın mikrofonun karakteri, yaptığın tüm diğer kayıtlara daha uygun sonuçlar veriyorsa, C3′e ihtiyacın kalmamış demektir.

Ancak bir ses kayıt stüdyosu işletiyorsan, elinde çok mikrofon olması her zaman bir avantajdır.

“(…) Şarkılarımın nakaratlarını başkalarına okutturuyorum. Mic yerleşimine önem veriyorum bu sefer gerçekten pahalı studyolar gibi tınlamaya başladı nakaratlarım. Fakat double vocalleri aynı mikrofonla okutunca sanki ses buğulu ve robotik geliyor. Pro studyolarda back vocallarde başka mic kullanılmasının sebebi nedir ?

Back vocal mikrofonunun karakterinde neler önemli ? sp back vocal mic için uygun mu sence ?

birde nakarat doublelarda düzgün okuttursam bile robotlaşma oluyor phaser yada franger gibi bişey oluyor ses. Bunu mühendisler nasıl engelliyor ?”.

“Duble vokal”, aynı solistin/müzisyenin aynı partisyonu iki ya da daha çok kez ayrı ayrı söylemesi/çalması, ve bunların da ayrı track‘lere kaydedilmesi demektir. Duble performans durumlarda mikrofon pozisyonunda ya da mikrofon marka/modelinde değişiklik yapılması gerekmez ama, değişikliğin olumlu etkileri olabilir. Mikste duble vokal ile asıl vokale (“Lead”, ya da solist) zaten ayrı miks uygulaması yapılır. O nedenle bu farklılaştırmayı ya kayıt sırasında yapacaksın, ya da miks sırasında.

Geri vokaller için de durum çok benzer – bir farkla… geri vokaller, bazen gerçekten de geriden duyulan vokaller olarak tasarlanmıştır. Hem volüm dengesi olarak geride, hem de derinlik algısı olarak geride.
“Bazen” dedim, çünkü günümüz pop müziğinde çoğunlukla bu böyle değil artık. Son zamanlarda yapılan R&B, rap, pop ve EDM mikslerinde, geri vokallerde bazen solistten bile daha çok yüksek frekans yoğunluğu duyuyorum.
Solistte reverb ve derinlik varken, geri vokaller sağlı-sollu ve çok yakından geliyor bazen.
Yani?
Durum tasarıma, yaratıcı fikre, istenilen etki neyse ona bağlı. Bence müzik ne kadar yaratıcı bir sanatsa, onun yapımı da o kadar yaratıcı olmalı zaten.

  • Geri vokallerin “geriden duyulur gibi” olması isteniyorsa, geri vokalleri yapanları kayıt öncesinde mikrofondan uzaklaştır.
  • Oda 1,5 metrekareyse ve vokalistlerin mikrofondan uzaklaşacak kadar bile yeri yoksa, miks yaparken bu seslerin yüksek ve düşük frekanslarını eksilt*.
  • Geri vokallere reverb verirken, reverb’ün pre-delay miktarını 0 (sıfır) milisaniyede tut.
  • Geri vokaller çok derinden gelmesin, ama yine de soliste göre geride dursun istiyorsan, reverb zamanını (“decay”) kısa tut, ama reverb oranını arttır.

Bir de “geri vokal mikrofonu” diye bir şey yok…
Konserlerde neredeyse her enstrümana ve sese dinamik (ve cardioid) mikrofonlar kullanılır. Belki sen de kayıtlarında geri vokaller için Shure SM-58 gibi bir dinamik mikrofon kullanmalısın? Hatta oraya gitmişken, arada sırada solisti de/bile öyle kaydetmeyi denemelisin?
Ben 20 senelik stüdyo yaşantımda pek çok şey denedim – bunlar ilk akla gelenlerdi.

* Sesler mikrofondan ya da kulağımızdan uzaklaştıkça, sesteki yüksek (tiz) ve düşük (bas) frekans içeriğinde eksilme olur. Yüksek frekanslar çabuk güç kaybettiği için. Fizik kurallarını öğrenmen, ya da hayatta gözlemleyebileceğimiz basit prensipleri uygulaman, yaptığın kayıtların kalitesini yükseltir.

Kolay gelsin.

Ben şimdi kendimi bir dondurmayla ödüllendireyim. Kış gelmemişken henüz.

{ 9 yorum }

Profesyonel olarak müzik prodüksiyonuyla ilgilenenlerin çoğunun bildiği bir konudur, yazılım lisanslama ve bu lisansları koruma konusu. ’80′lerin sonundan itibaren öncelikle disketler içinde gelen lisans koruma yazılımları, algoritmaları ve ardından adına uzun bir süre “dongle” dediğimiz kilit/anahtar mekanizmaları; içinde yasal olarak bu yazılımları elde edenler dahil pek çok kişiyi zaman zaman kızdırdı. “Paramızla rezil oluyoruz” nidaları atılırdı, halâ da atılır arada sırada. Zira yazılımını ve yatırımını korumak isteyen yazılım üreticisi firmalar, bunu yapayım derken komik durumlara düştü çokca.

Bu yazılım koruma zamazingolarının 90′ların sonuna doğru diğerlerinden sıyrılıp da en çok kullanılır olanı iLok.

Steinberg firması da uzun süredir yazılımlarını benzer bir metodla koruyor. Ya da korumaya çalışıyor diyelim, zira bu konu ayrı bir tartışma konusu. Steinberg’ün kilidine de eLicencer deniyor.

Fakat zaman değişiyor mudur nedir, birkaç aydır bazı müzik prodüksiyonu ile ilgili plugin üreticileri, iLok ve benzeri kopyalama engelleyicilerinden (“copy protection device”), daha doğrusu bu tip donanım + yazılım bileşiminden uzaklaşıyor.
Ya buldukları yeni korunma yöntemi daha sağlam (?), ya da “Salıver gitsin” bıkkınlığı serpilmiş üstlerine.

Bir donanıma bağlı şifreleme/kilit sisteminden uzaklaşacaklarına dair sinyaller uzun süredir veriliyor belki ama, bu sinyali benim duyabilmem için miks odamdaki sinyalin üstünde bir eşik seviyesine kavuşması gerekiyordu zahir.

İlk “dank”, çok sevdiğim bir-iki plugin’i üreten Alman firması Brainworx‘ün yeni katıldığı (ya da “oluşturduğu”) Plugin Alliance‘ın, tamamen iLok’suz mayLok‘suz bir yöntemle plugin’leri satmaya başladığında etti bana. Zira SPL gibi profesyonel stüdyocuların saygısını kazanmış bir firmanın adını taşıyan plugin’leri de yapıp satan bu yeni oluşum şey olamaz, amatör olamaz. Değil mi?

Hadi bu Alman’ları boşverdik diyelim…
Waves’i ne yapalım?

Bugün Waves’den bir e-posta aldım. Bu e-postada aynen, -abartısız- kelimesi kelimesine şöyle bir girizgâh yapmışlar (!):
“İlter’cim, sen de çok sevmiyorsun zaten, biliyoruz, o yüzden iLok sevdamızdan vazgeçiyoruz”.
Ben de takdir ettim. Elimi öpmeye gelmişler, reddetmek ayıp olur.

Şakacı İlter.

 

Waves’in ticaretten anlar olduğu gerçeğini bir tarafa bıraksak da, artık müzik prodüksiyonu yapanlar arasında “endüstri standardı” haline gelmiş bir plugin firması olduğu gerçeğini göz ardı edemeyiz.

Yani demem o ki, iLok devri kapanmıştır arkadaşlar.
(Şaka tabii)
Herhalde kapanmadı henüz ama, yatırımlarını iLok koruma mekanizmasıyla koruyan yazılım ve -Avid’i de hesaba katarsak- donanım üreticilerinin ne  yapacağını izlemek ilginç olacak.
Aslında ilginç olmayacak da, ben size bir haber vermiş olayım dedim. iLok’unuz varsa, ikinci ya da üçüncü bir iLok almadan önce biraz daha temkinli olmakta bence yarar var.

Daha geçen yıl 2. versiyonuyla tekrar pazarlanan iLok zamazingolarının ömrü, 1.si kadar uzun olmayabilir.

Şimdi gözler, 11. versiyonuna hazırlanan Pro Tools üreticisi Avid’te.
Kameralarımızı Kaliforniya’ya çeviriyoruz.
Mikrofon sende Hüıstın.
Eğer Avid de gemiyi terk ederse, geriye bir şey kalmaz diyebiliriz.
(Neden birinici çoğul kişi şeklinde bitirdiysem…
Profesyonel olduğu izlenimini vermeye çalışan teknoloji blog’u yazarları gibi, ne o öyle).

{ 2 yorum }